24 Şubat 2011 Perşembe

Malawi

Sınır Kapısı

Afrika'nın kalbine ulaşabilmek için, öyle bir yolculuk yapıyorsunuz ki, başınıza gelenler pişmiş tavuğun başına gelmiyor. O efsanevi yolculuk bizim için Zambia'nın başkenti Lusaka'da başladı. Sabaha karşı Lusaka'nın ıssız sokaklarında ve otobüs garında bulunmak son derece ürkütücü ve tehlikeli. O nedenle o saatte sizi hostelden alacak bir taksi şöförü ayarlamanız yerinde olacaktır. Adamlar 4 dolar için bütün gece kapıda bekliyor ve sizi tam zamanında otobüsünüze yetiştiriyor. Terminalde önceki gün aldığınız biletlerin gerçekten bir otobüse ait olduğunu gördüğünüzde şaşırıyor ve seviniyorsunuz. 70 kişilik 3x2'lik koltuklardan oluşan otobüste kendinize bir yer bulduğunuzda, bangır bangır müzik de, ağlaşan çocuklar da, sabahın köründe tavuk butu yiyen şöför de, ortada yatan soğan çuvalları da, gıdaklayan tavuklar da umrunuzda olmuyor.

Malawi sınır kapısı tam bir macera. Aslında Malawi Türk vatandaşlarından vize istiyor ve Avrupalılar gibi elinizi kolunuzu sallaya sallaya gidip sınır kapısında alamıyorsunuz, Lusaka'dan başvurmanız ve 10 gün beklemeniz gerekiyor. Fakat noel döneminde kapalı olan konsolosluk nedeniyle, ben elimi kolumu sallaya sallaya sınıra gittim ve ayrıntılarını gezi gümcemde uzun uzun anlattığım gibi, binbir macera sonunda vizemi aldım. Alınabiliyor.

Lilongwe

Başkentlerin hiçbiri sevimli değildir, ama Lilongwe'nin eski kent bölümünün kendine özgü bir tatlılığı var. Pazar yeri, yemyeşil bahçeleri ve güleryüzlü insanları ile sizi büyülüyor. Eski kentte Mufasa Backpackers'da kalmanızı ve hemen altındaki Hint Lokantası'na mutlaka uğramanızı öneririm çünkü kuzeye gidiyorsanız bu sizin Dar es Salaam'a kadarki son yemeğiniz olacak. Bu kentte fazla vakit kaybetmeden göle ulaşmaya bakın, çünkü Malawi demek gölün çevresindeki minicik köyler demek..

Monkey Bay

Monkey Bay, hemen yakınındaki Cape MacLear kadar turistik değil ama ondan çok daha güzel bir köy. Konaklama imkanınız son derece sade odalar ya da kamp kurabileceğiniz alanları olan Mufasa Rustic Camp. Adından da anlaşılacağı gibi son derece basit imkanları var, elektrik yok ve tuvaletler ortak. Ayrıca su sistemi de gölden sağlanıyor ve arıtma yok. Doğa ile içiçesiniz ve kumsalda, gölün hemen yanında çadırda uyuyabilme ve göle devamlı dalıp çıkabilme lüksünüz var. Kamp alanında ayrıca, muhteşem bir baobab ağacı var. Geceleri de binlerce ateş böceği çıkıyor ortaya ve milyonlarca yıldızın altında onları izlemek, kurbağa seslerini ve diğer börtü böceği dinlemek muhteşem birşey.

Cape MacLear

Malawi gölünün kıyısına kurulu, imkanları biraz daha iyi olan, daha turistik bir başka kasaba da MacLear Burnu. Burna, Monkey Bay'den pikaplar işliyor ve oldukça keyifli ve hop hop hoplatan bir saatlik bir yolculukla varılıyor.

Gölün bu kısmında, ilginç bir şekilde göle sadece çocuklar, ördekler ve muzungular (beyaz adam / turist anlamına gelen sık sık duyacağınız bir kelime) giriyor. Burda halk gölden balık avlıyor, çanağını çömleğini yıkıyor, elbise yatak yorgan yıkıyor, hadi en fazla elini ayağını yıkıyor ama yüzmüyor. Kamp alanları göl kıyısında, her bütçeye uygun seçenekler var. Ayrıca tüm köy halkıyla sosyalleşme, kuruyan balıkları izleme, çocuklarla oynama, tüm gün hamaklarda yatıp yuvarlanma gibi aktiviteler söz konusu. Eğer sıkılırsanız kano gezileri, dalış ve tırmanış sporlarını da yapabilirsiniz.

Kuzey Malawi

Malawi'nin turistik olmaktan son derece uzak, devasa bitkilerin yuttuğu, rengarenk, boy boy böcek, örümcek ve kertenkelerin kol gezdiği kuzey bölgesinde, kendinizi tamamen doğa ile bütünleşmiş hissediyorsunuz. Burada bitkiler ve insanlar daha sert mizaçlı, doğanın renkleri daha koyu ve Afrika'nın o bildiğimiz açlık ve sağlık sorunları daha belirgin. Beyaz adam yok çevrede ve bu iyi mi kötü mü tam bilemiyorsunuz. Ağaçlardan mango toplamak, bulduğunuzda yemek yemek, genelde açlık çekmek olası.

Nkhata Bay dalış için muhteşem bir bölge, efsanevi kedi balığını görmeniz an meselesi. Kamp alanları güvenli ve sizi günlerce oyalayabilecek bir manzara var. Makuzi Beach kamp alanı oldukça iyi ve öndeki kumsalda, kumsal satıcıları tarafından rahatsız edilmeden sabahtan akşama dek yüzebilir, güneşlenebilirsiniz. Buradan Tanzanya'ya devam edecekler için bir hatırlatma; Tanzanya yolu birkaç vasıta değiştirmenizi gerektiren, oldukça uzun bir yol, o nedenle bol bol dinlenin ve enerji toplayın bu güzel kasabada.

Malawi Genel

Orta Afrika'daki tüm ülkeler gibi Malawi de son derece az gelişmiş bir ülke. Buna rağmen, Zambia ile karşılaştırılınca lise eğitimi yaygın, hayvancılık ve tarım daha gelişmiş. İnsanlar bambu ve kerpiç evler yerine pişmiş topraktan yapılma evlerde yaşıyor, hastane sayısı daha fazla, insanlar genel olarak daha sakin ve güleryüzlü. Ülke demokrasi ile yönetiliyor ve bu nedenle Sam Amcadan yardım alınıyor. McDonalds KFC falan daha orta afrikaya girmemiş (neyseki) ama CocaCola ve Fanta bu ülkelerin resmi içeceği gibi birşey. Bakkal önüne oturup birer kola açmak, yerli halkla kaynaşmak için birebir.

Yetersiz ve yanlış beslenme ne yazık ki Malawi'deki en yaygın sorunlardan biri. Malawi, (Orta Afrika'da sıklıkla rastlandığı gibi) toprağı verimli olmasına rağmen, yanlış yönetimler yüzünden açlıkla savaşan ülkelerden biri. Maize denen ve lapa yapımında kullanılan irmik türü bir un var, bir de bunun da beteri, hiçbir besleyici değeri olmayan, sadece çok hızlı ve zahmetsiz yetişen cassava denen bir bitki var. Bunun yaprakları da öğütülüp tatsız tuzsuz bir ekmeğe dönüşüyor, suya katıp içecek yapıyorlar, lapa yapıyorlar.. İnsanlar bununla doyuyor ama beslenemiyor, çocukların karınları hep kocaman kocaman, bacakları incecik, sırttan kemikleri sayılıyor.

Evet, Afrika aç ve gezginler de aç kalıyor. Sadece üzeri sineklerle kaplı kızarmış tavuk parçaları, nshima denen lapa, kalitesiz bisküvi ve cipsler var etrafta, başka bir yiyecek bulmak mümkün değil. Neden böyle anlamıyorum çünkü güneşli ve yağışlı bir memleket burası ve tarıma açık araziler var, sebze ve meyve bulunamıyor, süt ve peynir zaten hayal. Çok takıntı yapmamak lazım beslenmeyi, çünkü Afrika'nın açlığının bilincinde olarak seyahat etmelisiniz buraya. Başkentlerde bazen süpermarkette bura için fahiş bir meblalara konserve mantar ya da fasülye bulunuyor. Birkaç kez böyle elimiz kolumuz dolu çıkıp aç insanları görünce yolda tüm paketleri dağıttık ve tekrar dönüp kendimize birşeyler alalım diye markete gittiğimizde, çoktan kapanmış olduğunu görüp aç uyuduk. Çocuklara süt falan almaya çalıştım ama süt tozu dışında bulamadım. Bu nedenle mutlaka vitamin hapları alın yanınıza.

Sağlık bir başka problem. Göl tatlı su olduğu için, içme suyu, banyo, çamaşır bulaşık suyu ve diğer tüm ihtiyaçlar için kullanılıyor. Özellikle Bilharzia denen bir parazit yaygın (süründürüyor ama tedavisi kolay ve yaygın). Dişinizi mutlaka içme suyundan fırçalayın ama açıkçası tabak çanak herşey gölde yıkanıyor yani önünde sonunda hasta olacaksınız, hazırlıklı gidin. Sıtma da, diğer tüm hastalıklar da çok yaygın. Ben son derece ağır bir şekilde hastalandım ve 1 haftada 5 kilo kaybettim. Açıkçası son derece zor ve korkutucu günlerdi ve seyahatimizi kısa kesmemize de neden oldu sonunda. Doktor ve hastane yok, ulaşım çok aksak ve zor, bu nedenle genel olarak bağışıklık sisteminiz düşükse, hamile ya da devamlı ilaç kullanan biriyseniz, ufak çocuğunuz varsa, Malawi'ye gitmenizi önermem. Şartlar oldukça ağır, seyahat etmek de zor.

Malawi çok ucuz, günlük 25 euroya şahane bir otelde kalabilirsiniz. Kamp yapacaksanız, kumsaldaki satıcılara dikkat edin, yankesicilik almış başını yürümüş halde. Yine de, genel olarak insanları ve çocukları çok güzel Malawi'nin, konuşmayı da çok seviyorlar. Tüm zorlukları göze aldığınızda, benim gibi siz de Malawi'ye aşık olup döneceksiniz.

Daha fazla bilgi ve seyahat günlüğüm için: http://cerenmus.travellerspoint.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder